Beytülmâl: İslam’da Adaletin ve Toplumsal Dayanışmanın Mali Temeli

Beytülmâl: İslam’da Adaletin ve Toplumsal Dayanışmanın Mali Temeli
23.01.2026 20:19
64
A+
A-

Beytülmâl: İslam’da Adaletin ve Toplumsal Dayanışmanın Mali Temeli

Beytülmâl, kelime anlamıyla “mal evi” demektir. İslam tarihinde ise devlete ait taşınır-taşınmaz malların toplandığı, korunduğu, gelirlerin toplandığı ve ihtiyaç sahiplerine hakça dağıtıldığı bağımsız bir mali kurum olarak karşımıza çıkar. Günümüz diliyle ifade edecek olursak, İslam devletinin devlet hazinesi ve maliye teşkilatı anlamına gelir.

Beytülmâl’in Kökeni ve Kuruluşu

Beytülmâl’in temelleri Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde atılmıştır. Medine’de kurulan ilk İslam toplumu ile birlikte zekât, ganimet, fidye ve bağışlar gibi gelirler sistematik bir şekilde toplanmaya başlanmış, bunlar ihtiyaç sahiplerine dağıtılmıştır.

Enfâl Suresi 41. ayet, ganimetlerin beşte birinin (humus) Allah’a, Resulü’ne, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolculara ait olduğunu açıkça belirtir:

“Biliniz ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir…”

Bu ayet, devletin (Beytülmâl’in) gelirlerinin belirli kesimlere harcanması gerektiğini gösteren en net delillerden biridir.

Hz. Ömer (r.a.) döneminde ise Beytülmâl daha kurumsal bir yapıya kavuşmuş, düzenli defterler tutulmuş, maaşlar bağlanmış ve harcamalar titizlikle denetlenmiştir. Bu yüzden birçok kaynakta Beytülmâl’in teşkilatlı hali Hz. Ömer’e nisbet edilse de, asıl başlangıç Rasûlullah (s.a.v.) dönemine dayanır.

Beytülmâl’in Başlıca Gelir Kaynakları

İslam hukukunda Beytülmâl’in gelirleri genellikle şu başlıklar altında toplanır:

  1. Zekât ve öşür (Müslümanların mallarından farz olan mali ibadet)
  2. Ganimetlerden humus (beşte bir pay)
  3. Harâc (fethedilen topraklardan alınan arazi vergisi)
  4. Cizye (gayrimüslim tebaadan alınan baş vergisi)
  5. Uşûr (ticaret mallarından alınan vergi)
  6. Maden, orman, tuzla gibi devlet mallarından elde edilen gelirler
  7. Mirasta kimse kalmayan mallar, sahipsiz mallar ve hediyeler
  8. Gönüllü bağışlar ve sadakalar

Beytülmâl Nereye Harcanır? (Sarf Yerleri)

Beytülmâl’in en önemli özelliği, paranın kişisel zenginleşme aracı olmamasıdır. Harcamalar Kur’ân ve Sünnet’te belirlenen sınıflara sıkı sıkıya bağlıdır. Başlıca sarf yerleri:

  • Yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar (Enfâl 41)
  • Fakir ve muhtaç Müslümanlar (Tevbe Suresi 60’da zekâtın 8 sınıfı sayılır)
  • Devletin idari ve askeri giderleri (maaşlar, ordu, kamu hizmetleri)
  • Borçluların borçlarının ödenmesi
  • Allah yolunda çalışma (cihad, ilim, davet vb.)
  • Toplumsal yarara hizmet eden altyapı (yol, köprü, su kanalları, hastane gibi)

Hz. Ömer’in meşhur sözü bu anlayışı özetler niteliktedir: “Beytülmâl yetim malıdır. Ben halife olarak ancak yetimin velisi gibi davranırım.”

Günümüzde Beytülmâl Anlayışı

Modern devletlerdeki hazine ve bütçe sistemi, Beytülmâl’in bazı temel prensiplerini taşır görünse de İslam’daki Beytülmâl anlayışı çok daha katı bir hesap verebilirlik ve adalet mekanizmasına sahiptir:

  • Devlet başkanı veya memurlar Beytülmâl’i şahsi mal gibi kullanamaz.
  • Harcamalar keyfi değil, şer’î delillere dayanır.
  • Her harcama kamu yararı ve hak sahipliği ile sınırlıdır.
  • Zimmetine para geçirenler ağır şekilde cezalandırılır (dünya ve ahiret açısından).

Sonuç olarak, Beytülmâl yapmak demek; sadece bir hazine kurmak değil, aynı zamanda toplumsal adaleti sağlayan, zengin-fakir uçurumunu önleyen, yetimi, fakiri, yolda kalmışı gözeten bir sistem inşa etmek demektir.

İslam toplumu ne zaman Beytülmâl anlayışını hakkıyla yaşarsa, işte o zaman “aralarında mallarını adaletle paylaştıran” (Haşr 7) idealine yaklaşmış olur. Bu sistem, sadece mali bir kurum değil; aynı zamanda İslam’ın sosyal devlet anlayışının ta kendisidir.