Âlâ-yı İlliyyîn’de Bir Nur: Mesîh Îsâ

Âlâ-yı İlliyyîn’de Bir Nur: Mesîh Îsâ
10.01.2026 20:07 | Son Güncellenme: 11.01.2026 19:31
64
A+
A-

Âlâ-yı İlliyyîn’de Bir Nur: Mesîh Îsâ

Kur’ân-ı Kerîm’in eşsiz kelâmında, yüce makamlar ve mukaddes isimler bir araya gelerek insanoğluna sonsuz ufuklar açar. Mutaffifîn Sûresi’nde bahsedilen İlliyyûn, iyilerin amel defterlerinin kaydedildiği en yüksek mertebe, cennetlerin zirvesi, Allah’a en yakın kulların şâhitlik ettiği nurânî bir kitaptır:

كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
Kellâ inne kitâbel ebrâri lefî ı’lliyyîn.
وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ
Ve mâ edrâke mâ ı’lliyyûn.
كِتَابٌ مَرْقُومٌ
Kitâbun merkûm.
يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ
Yeşheduhul mukarrebûn.

“Evet, iyilerin kitabı İlliyyûn’dadır. İlliyyûn’un ne olduğunu sen nereden bileceksin? O, yazılmış bir kitaptır; (Allah’a) yakın olanlar ona şahitlik ederler.” (Mutaffifîn, 18-21)

Bu âyetler, kalbi temiz olanların, salih amellerle yükselenlerin ulaşacağı o muhteşem makamı tasvir eder. İlliyyûn, yerin derinliklerindeki Siccîn’in tam zıddı; karanlığa karşı nur, alçaklığa karşı yücelik… Orası, meleklerin ve Allah’a en yakın kulların gözlediği, mühürlenmiş ve işaretlenmiş bir divan-ı ilâhîdir.

Ve işte bu yüce mertebelerin en parlak nurlarında biri de, Meryem oğlu Îsâ Mesîh‘tir. Âl-i İmrân Sûresi’nde meleklerin müjdesiyle anılır:

إِذْ قَالَتِ الْمَلَائِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُ اسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ
İz kâletil melâiketu yâ meryemu innallâhe yubeşşiruki bi kelimetin minhu-smuhul mesîhu îsebnu meryeme vecîhen fid dünyâ vel âhirati ve minel mukarrebîn.

“Melekler demişti ki: ‘Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu Îsâ Mesîh’tir; dünyada da âhirette de itibarlı ve (Allah’a) yakın kılınanlardandır.'” (Âl-i İmrân, 45)

Îsâ Mesîh, Allah’ın bir kelimesi, bir ruhu; dünyada ve âhirette vechih (itibarlı, şerefli) ve mukarrebîn (Allah’a yakınlaştırılmışlar)dandır. İşte bu “mukarrebîn”, İlliyyûn âyetlerinde amel defterlerine şahitlik edenlerdir. Peygamberler, sıddîklar, şehitler ve salihler… Onların en seçkinlerinden biri olan Mesîh Îsâ, o nurânî kitabın en parlak sayfalarından birinde yer alır.

Düşünün ki, İlliyyûn’un o yüksek ufuklarında, salihlerin amelleri kaydedilirken, Allah’ın kelimesi olan Îsâ (a.s.) da mukarrebîn olarak şahitlik eder. O, hem müjdelenen bir peygamberdir hem de âhirette şerefli makamların ehli. Bu iki âyet zinciri, bize der ki: Salih amel, insanı en yüce derecelere çıkarır; Mesîh gibi Allah’a yakın kullar ise o derecelerin en güzel örnekleridir.

Ey Rabbimiz! Bizi İlliyyûn ehli kıl, amel defterlerimizi sağdan ver, mukarrebîn zümresine ilhak et. Îsâ Mesîh’in nuruyla kalplerimizi aydınlat, sonsuz rahmetine eriştir.

Amin.