Adaletsiz Hâkimler ve İslam’ın Uyarıları
Adaletsiz Hâkimler ve İslam’ın Uyarıları
İslam dini, adaleti en yüce değerlerden biri olarak kabul eder. Adalet, toplumun temeli, mülkün (devletin, düzenin) dayanağıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ifadesiyle: “Adalet mülkün temelidir.” Ancak bu temeli sarsan en büyük tehlikelerden biri, adaletsiz, zulmeden hâkimlerdir. Hâkimlik makamı, Allah’ın yeryüzündeki en ağır emanetlerinden biridir. Bu makamda adaletten sapmak, sadece bir hatâ değil, büyük bir zulüm ve Allah’ın gazabını celbeden bir davranıştır.
Kur’ân-ı Kerîm, hâkimlere ve hüküm verenlere doğrudan hitap eder:
- Nisâ Suresi 58. âyet:
“Şüphesiz Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitir, görür.”
Bu âyet, hâkimliğin bir emanet olduğunu ve bu emanetin adaletle yerine getirilmesini emreder. Adaletten sapmak, emanete hıyanettir.
- Mâide Suresi 8. âyet:
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şâhitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Burada kin, menfaat, korku veya herhangi bir dış etken yüzünden adaletsizlik yapmak kesin olarak yasaklanır. Hâkim, nefsinin arzularına uymamalıdır.
- Sâd Suresi 26. âyet (Hz. Dâvûd’a hitaben):
“Ey Dâvûd! Biz seni yeryüzünde halîfe yaptık. Öyleyse sen de insanlar arasında hak ve adaletle hükmet. Nefsinin arzularına uyma ki, bunlar seni Allah’ın yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlara gelince, hesap gününü unutmaları sebebiyle, onlara pek şiddetli bir azap vardır.”
Bu âyet, hâkimin nefsinin arzularına (şehvet, menfaat, rüşvet, taraftarlık) uymasının doğrudan Allah yolundan sapmak olduğunu bildirir ve şiddetli azapla uyarır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise hâkimlik makamının sorumluluğunu çok net ifadelerle beyan buyurmuştur:
- “Kadı (hâkim) üç sınıftır: Biri cennetlik, ikisi cehennemliktir. Cennetlik olan, hakkı bilip öyle hükmedendir. Hakkı bilip hükmünde (bile bile) adaletsiz davranan cehennemliktir. Hakkı bilmeden hükmeden de cehennemliktir.” (Ebû Dâvûd, Tirmizî)
- “Kim Müslümanların kadılık hizmetini talep edip elde etse, sonra adaleti zulmüne galebe çalsa cennete girer. Kim de kadılık yapar da adaletsizlik ederse cehennemdedir.” (Buhârî ve Müslim varyantları)
- “Kadı zulmetmedikçe, Allah Teâlâ onunla birliktedir (yardımcısıdır).” (Hadis rivayetleri)
Bu hadisler açıkça gösterir ki: Adil hâkim Allah’ın yardımına mazhardır, zulmeden hâkim ise cehennemliktir. Bile bile adaletsizlik yapanın durumu özellikle ağırdır.
Zulüm ve adaletsizliğin genel hükmü de hâkimler için geçerlidir:
- “Zulüm, kıyamet gününde karanlıklardır.” (Buhârî, Müslim)
- “Zalimlerin yardımcısı olmaz.” (Hac Suresi 71. âyet meali bağlamında)
Adaletsiz hâkim, sadece bir kişiye değil, tüm topluma zulmeder. Mazlumun hakkı gasp edilir, güven sarsılır, toplumda fitne ve fesat yayılır.
Sonuç olarak: Adaletsiz hâkim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen, nefsinin hevâsına uyan, rüşvetle, taraftarlıkla, korkuyla hüküm veren kimsedir. Kur’ân ve Sünnet, böylelerini zalim olarak niteler ve şiddetli azapla uyarır. Hâkimlik makamı, cennetle cehennem arasında bir imtihandır. Adaletten ayrılan, kendi eliyle kendini ateşe atmış olur.
Allah bizleri ve ümmeti adaletten ayırmasın. Zalim hâkimlerin zulmünden mazlumları korusun. Âmin.