Sayının Değil, İmanın Gücü: Azın Çokluğa Üstünlüğü
Sayının Değil, İmanın Gücü: Azın Çokluğa Üstünlüğü
Tarih boyunca hak ile batılın mücadelesinde zaferin kuralı hiçbir zaman kalabalık ordulara, güçlü silahlara veya maddi üstünlüğe bağlı olmamıştır. İlahi kanun, her devirde niceliğin değil, nitelikli bir inancın, ihlasın ve teslimiyetin galip geleceğini göstermiştir. Kutsal metinlerde ve tarihte yer alan pek çok olay, sayısal olarak zayıf görünen tarafların, iman ve azimle çok daha büyük güçleri nasıl sarstığını açıkça ortaya koymaktadır.
Tarihten İlahi Örnekler: Azın Zaferi
- Hz. Musa ve Firavun’un Ordusu: Hz. Musa ve beraberindeki inananlar, arkalarında Firavun’un binlerce kişilik devasa ordusu vekilleriyle Kızıldeniz kıyısında sıkışıp kaldıklarında, maddî hesaplar aciz kalmıştı. Firavun’un yaklaşık 70.000 kişilik teçhizatlı ordusuna karşılık, Hz. Musa’nın yanında sayıları yaklaşık 72 kişi civarında olan inanmış bir grup vardı. Ancak “Kuşkusuz Rabbim benimle beraberdir, bana bir çıkış yolu gösterecektir” diyen Hz. Musa’nın imanı, o devasa orduyu denizin sularında mağlup etmeye yetmiştir.
- Hz. Davud ve Calut (Golyat): İsrailoğulları, zalim Calut’un devasa ordusu karşısında korkuya kapıldıklarında, aralarından genç bir çoban olan Hz. Davud öne çıkmıştır. Zırhı bile olmayan, sadece sapanı ve taşı bulunan Davud, dönemin en korkulan savaşçısı Calut’u teke tek mücadelede alt etmiştir. Bu zafer, savaşın sadece kılıçla değil, kalpteki iman gücüyle kazanıldığının en net kanıtıdır.
- Bedir Savaşı: İslam tarihi açısından dönüm noktası olan Bedir’de, Müslümanların durumu sayısal olarak son derece dezavantajlıydı. Yaklaşık 313 kişiden oluşan, teçhizatı yetersiz İslam ordusu; Kureyş’in 1000 kişiden oluşan, baştan aşağı silahlı ve güçlü ordusuyla karşılaşmıştır. Sayısal olarak neredeyse üç kat bir fark olmasına rağmen, müminlerin sarsılmaz kararlılığı zaferi getirmiştir.
Ayetlerin Diliyle: “Nice Az Topluluklar…”
Kur’an-ı Kerim, geçmişteki bu hakikatleri hatırlatarak müminlere her daim ümit aşılamış ve niceliğin bir anlam ifade etmediğini vurgulamıştır:
“Nice az topluluklar vardır ki, Allah’ın izniyle çok topluluklara galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Suresi, 249)
Calut’un ordusu karşısında Hz. Davud’un arkasında duran azınlığın duasını Kur’an şöyle aktarır:
“…Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl ve kâfir topluluğa karşı bize yardım et! Derken onları Allah’ın izniyle bozguna uğrattılar…” (Bakara Suresi, 250-251)Hadislerin Işığında: Nitelikli İman
Hz. Muhammed (s.a.v.) de sayıların çokluğunun bir kıymeti olmadığını, ümmetin kalitesinin (iman, ahlak ve şuur birliğinin) esas olduğunu çeşitli hadislerinde belirtmiştir:
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadisinde ümmetinin geleceği hakkında şöyle buyurmuştur: “Yakın bir zamanda milletler, yemek yiyenlerin çanak başına (sfraya) çağrıştıkları gibi üzerinize toplanmak için birbirlerini çağıracaklar.” Oradakilerden biri: “O gün sayıca azlığımızdan mı bu duruma düşeceğiz ya Resulallah?” diye sordu. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Hayır, aksine o gün siz çok olacaksınız; lakin sizler selin önündeki çer-çöp gibi kıymetsiz olacaksınız…” (Ebu Davud, Melahim, 5)Bu hadis, niceliğin (sayısal çokluğun) nitelik (iman şuuru, birlik ve ahlak) olmadıkça hiçbir ağırlık taşımadığını açıkça gözler önüne sermektedir.
Sonuç
Hakikat odur ki; zaferler ne 70.000 kişilik orduların ihtişamıyla ne de 1000 kişilik kalabalıklarla kazanılır. Zafer; kalbinde korku yerine inanç barındıran, sayıca az ama davasında samimi olanların omuzlarında yükselir. Nicelik sadece bir rakamdan ibarettir; tarihi yazan ise her zaman niteliğin ta kendisidir.