Tesettür: Kur’ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîflerdeki Yeri

Tesettür: Kur’ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîflerdeki Yeri
12.01.2026 19:17 | Son Güncellenme: 13.01.2026 13:17
58
A+
A-

Tesettür: Kur’ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîflerdeki Yeri

Tesettür, İslâm’da hem iffet hem de takvânın dışa yansıyan en önemli alâmetlerinden biridir. Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de mü’min kadınlara özel hitaplarla örtünmenin sınırlarını ve hikmetini açıkça beyan buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de sünnetiyle bu emri yaşamış ve ümmetine en güzel örnek olmuştur.

Kur’ân-ı Kerîm’deki Temel Âyetler

En çok bilinen ve tesettürün ana dayanağı olan iki âyet şöyledir:

Nûr Sûresi 31. Âyet
“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Ziynetlerini, kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, ellerinin altında bulunanlar (köle ve cariyeler), tâbi olan erkekler (şehveti kalmamış hizmetçiler) ve henüz kadınların kadınlık hususiyetlerini anlamamış çocuklar hariç başkalarına göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”

Bu âyette başörtüsünün (humur) yakaların üzerine kadar indirilmesi emredilmekte, göğüs ve boyun bölgesinin örtülmesi açıkça istenmektedir. Âyet inince sahâbe hanımları hemen eteklerinden parçalar kesip başlarını örtmüşlerdir. Bu, tesettürün başörtüsüyle yakaları kapatacak şekilde uygulanmasının farz olduğunu gösteren en güçlü delillerden biridir.

Ahzâb Sûresi 59. Âyet
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına (dışarı çıktıkları zaman) cilbablarını (dış örtülerini) üzerlerine almalarını söyle. Bu, onların (mü’min ve iffetli kadınlar olarak) tanınmaları ve eziyet edilmemeleri için daha uygundur. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Burada “cilbab” ile vücut hatlarını göstermeyen, baştan aşağı örten dış giysi (çarşaf, ferace vb.) emredilmekte; amaç, mü’min kadının tanınması ve tacizden korunması olarak belirtilmektedir. Bu âyet, tesettürün sadece beden örtüsü değil, aynı zamanda toplumda saygınlık ve emniyet sağlayan bir kimlik olduğunu vurgular.

Ayrıca A’râf Sûresi 26. Âyet’te takvâ elbisesinin en hayırlı elbise olduğu beyan edilir:
“Ey Âdemoğulları! Size hem avret yerlerinizi örtecek, hem de süsleneceğiniz elbise indirdik. Takvâ elbisesi ise daha hayırlıdır…”

Bu âyet, dış elbisenin ötesinde kalbin takvâsıyla örtünmenin asıl fazilet olduğunu hatırlatır.

Hadîs-i Şerîflerde Tesettür

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tesettürü hem sözleriyle hem uygulamasıyla emretmiş ve teşvik etmiştir. Sahih hadislerden bazıları:

  • Hz. Âişe (r.a.) rivâyet eder: Nûr Sûresi 31. âyet inince Ensâr kadınları hemen başörtülerini yakalarının üzerine indirdiler. (Buhârî, Tefsîr)
  • Ebû Hüreyre (r.a.)’dan: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    “İki sınıftan cennetlik olmayanlar vardır: Biri giyinik olduğu halde çıplak olan (vücut hatlarını belli eden dar ve şeffaf elbise giyen) kadınlar… Başları deve hörgücü gibi yana sarkmış olacak, bunlar cennete giremeyecek, cennetin kokusunu bile alamayacaklardır.” (Müslim, Libâs)
  • Başka bir hadiste:
    “Kadın avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona göz diker.” (Tirmizî)

Bu hadisler, dar, şeffaf, dikkat çekici kıyafetlerin tesettür olmadığını; aksine günah ve fitneye yol açtığını net bir şekilde ifade eder.

Sonuç

Tesettür, Allah’ın emri ve Peygamber Efendimiz’in sünnetidir. Mü’min kadın için hem bir emir hem de iffet, hayâ ve takvâ elbisesidir. Nûr 31 ve Ahzâb 59 âyetleri ile sahih hadisler, başörtüsüyle yakaların kapatılması, vücut hatlarını göstermeyen bol dış giysi ve ziynetlerin yabancılara gösterilmemesi gerektiğini açıkça ortaya koyar.

Tesettürün hikmeti sadece beden örtmek değil; kalbi takvâ ile donatmak, toplumu iffet içinde korumak ve kadına verilen yüksek değeri muhafaza etmektir. “Takvâ elbisesi en hayırlı elbisedir” buyruğu, dış görünüşün kalple bütünleşmesi gerektiğini hatırlatır.

Allah bizleri Kur’ân ve sünnet üzere dosdoğru yaşayan kullarından eylesin. Âmîn.