Ledün İlmi, Hz. Mehdi ve Muhalefetin Hikmeti

Ledün İlmi, Hz. Mehdi ve Muhalefetin Hikmeti
10.01.2026 23:05 | Son Güncellenme: 11.01.2026 18:17
60
A+
A-

Ledün İlmi, Hz. Mehdi ve Muhalefetin Hikmeti

İslam düşüncesinde ilim yalnızca çalışarak, okuyarak ve zahirî yollarla elde edilen bir kazanım değildir. Kur’an ve sünnet çizgisinde ilmin bir de vehbî yönü vardır. Bu ilim, Allah’ın dilediği kullarına lütfettiği ledün ilmi olarak tanımlanır. Ledün ilmi; olayların yalnızca görünen yönünü değil, onların iç yüzünü kavramayı, ilahî hikmeti ilham ve ferasetle idrak etmeyi ifade eder.

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa (a.s.) ile Hızır (a.s.) kıssası, ledün ilminin mahiyetini en açık şekilde ortaya koymaktadır. Hz. Hızır’ın fiilleri zahir ölçülere göre değerlendirildiğinde itiraz konusu olmuş; ancak hakikat, olayların perde arkası açıklanınca anlaşılabilmiştir. Bu kıssa, ledün ilmine sahip olan kimselerin neden çoğu zaman yanlış anlaşılabildiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Hadislerde bildirildiği üzere Hz. Mehdi (a.s.), ilmini alışılmış eğitim yollarıyla değil, vehbî ve ledünnî bir şekilde elde edecektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hususu şöyle haber vermiştir:

“El-Mehdi bizdendir, Ehl-i Beyt’tendir. Allah onu bir gecede ıslah eder.
(İbn Mâce, Kitâbü’l-Fiten, Bab 34)

Âlimler bu hadiste geçen “bir gecede ıslah edilme” hâlini; kalbin ilahî hikmet, marifet ve derin kavrayışla donatılması şeklinde açıklamışlardır. Bu tür bir ilim, alışılmış kalıplarla ölçülemediği için Hz. Mehdi’nin birçok tasarrufu ve yaklaşımı, dönemin insanları tarafından ilk bakışta anlaşılmayacaktır.

Büyük mutasavvıf ve âlim Muhyiddin İbn Arabi, Hz. Mehdi’nin zamanında ortaya çıkacak karmaşık meseleleri çözebilmesi için gaibî ilimlere vukufiyetinin bulunacağını ifade etmiş ve bu hususun onun en belirgin vasıflarından biri olduğuna dikkat çekmiştir:

“Kendi zamanında ihtiyaç duyulan gaibî ilimlere vukufu bulunacaktır. Çünkü ancak bu ilimle yeni zuhur edecek meseleler çözülebilir.”
(Berzenci, Kıyamet Alametleri, s.189)

Ledün ilmiyle hareket eden kimseler, olaylara yalnızca görünen yönleriyle değil; hakikat, hikmet ve sonuçları itibarıyla yaklaşırlar. Bu bakış açısı, şekil ve zahir ölçülerine bağlı kalan anlayışlarla çoğu zaman örtüşmez. Bu sebeple Hz. Mehdi (a.s.)’ın tutum ve kararları, onun doğru yolda olmasına rağmen, birçok kimse tarafından sorgulanacak ve eleştirilecektir.

Tasavvuf ehli âlimler, Hz. Mehdi’nin feraset ve basiret sahibi olacağını, olayların iç yüzünü kavrayarak hareket edeceğini ifade etmişlerdir. Bu özellik, onun davranışlarında derin bir denge ve isabet ortaya koyacaktır. Ledün ilminin tabiatı gereği, bu süreç aynı zamanda insanlar için bir imtihan mahiyeti taşıyacaktır.

Bu sebeple Hz. Mehdi (a.s.)’ın karşılaşacağı itiraz ve tartışmalar, şahsına yönelik bir eksiklikten değil; onun alışılmış ölçülerin ötesinde bir anlayışla hareket etmesinden kaynaklanacaktır. Ledünnî ilimle şekillenen bu yaklaşım, zahirle sınırlı bakış açılarını zorlayacak; ancak zamanla, basiret ve hikmet sahibi kimseler için meselelerin mahiyeti daha anlaşılır hâle gelecektir.

Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.