Kur’ân-ı Kerîm’in Mucizeleri

Kur’ân-ı Kerîm’in Mucizeleri
29.01.2026 01:50 | Son Güncellenme: 04.02.2026 00:21
69
A+
A-

Kur’ân-ı Kerîm’in Mucizeleri

Kur’ân-ı Kerîm, 1400 yıldan fazla bir süre önce inmiş olmasına rağmen, hem edebi üstünlüğü, hem matematiksel-dilbilimsel yapısı, hem de içerdiği bilimsel işaretlerle hâlâ insanlığı hayrete düşüren bir kitaptır. Müslümanlar tarafından “mucize” olarak nitelendirilen bu özellikler, Kur’ân’ın ilâhî bir kaynak olduğunun en güçlü delillerinden kabul edilir. İşte en çok dikkat çeken bazı mucize kategorileri ve örnekleri:

1. Bilimsel Mucizeler (Modern Bilimin Sonradan Keşfettiği Gerçekler)

Kur’ân’da o dönemde bilinmeyen, hatta bazıları çok yakın geçmişte keşfedilen pek çok bilimsel gerçek yer alır.

  • Evrenin Genişlemesi
    “Göğü kudretimizle biz bina ettik ve şüphesiz biz onu (hâlen) genişletmekteyiz.” (Zâriyât Suresi, 47)
    Bu ayet, 20. yüzyılda Edwin Hubble tarafından keşfedilen evrenin genişlemesi gerçeğini işaret eder. “Genişletiyoruz” fiili, genişlemenin hâlâ devam ettiğini ifade eder.
  • Demirin Gökten İndirilmesi
    “…Ve demiri indirdik; onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır…” (Hadîd Suresi, 25)
    Modern bilim, demirin Dünya’ya yıldızların patlamasıyla (süpernova) gökten geldiğini doğrulamıştır.
  • Embriyolojik Gelişim Aşamaları
    “Sonra nutfeyi alaka (embriyo), alakayı mudğa (bir çiğnem et), mudğayı kemikler haline getirdik, kemiklere de et giydirdik…” (Mü’minûn Suresi, 14)
    Bu tarif, modern embriyolojinin aşamalarıyla (sperm-ovum birleşmesi → embriyo → kemik oluşumu → kas dokusu) neredeyse birebir örtüşür.
  • Dağların Hareketi ve Sabitleyici Özelliği
    “Dağları da yeryüzüne kazıklar gibi sapladık ki, sizi sarsmasın.” (Nahl Suresi, 15; Enbiyâ Suresi, 31)
    Günümüz jeolojisi, dağların yerkabuğundaki hareketleri dengeleyen kökleri olduğunu ve kıtaların kaymasını engellediğini göstermiştir.
  • Gökyüzünün Koruyucu Katmanı (Atmosfer)
    “Göğü korunmuş bir tavan kıldık…” (Enbiyâ Suresi, 32)
    Ozon tabakası ve atmosferin meteorları yakması, radyasyonu filtrelemesi gibi koruyucu işlevleri bu ayetle ilişkilendirilir.

2. Matematiksel ve Sayısal Mucizeler

Kur’ân’da bazı kelimelerin tekrar sayısı dikkat çekicidir:

  • “Gün” (yevm) kelimesi tam 365 kez geçer.
  • “Ay” (şehr) kelimesi 12 kez geçer.
  • “Melek” ve “şeytan” kelimeleri eşit sayıda (88 kez) zikredilir.
  • “Hayat” ve “ölüm” kelimeleri de eşit sayıda (145 kez) geçer.

Bu tür tekrarlar, tesadüfle açıklanamayacak kadar hassas bir düzen gösterir.

3. Edebi ve Belâgat Mucizesi

Kur’ân’ın en büyük mucizesi olarak kabul edilen özelliği, Arap edebiyatının zirvede olduğu bir dönemde bile hiçbir şair ve edebiyatçının benzerini getirememesidir. “Eğer kulumuza indirdiğimizden şüphe içindeyseniz, onun benzeri bir sûre getirin…” (Bakara, 23) meydan okuması hâlâ cevapsız kalmıştır.

4. Tarihî ve Gayb Mucizeleri

Kur’ân, Bizans-Pers savaşının sonucunu (Rum Suresi 2-4), Firavun’un cesedinin korunacağını (Yûnus Suresi 92) gibi olayları önceden haber vermiştir. Bu haberlerin gerçekleşmesi, mucizevi yönünü pekiştirir.

Kur’ân-ı Kerîm’in mucizeleri, sadece bir kategoriyle sınırlı değildir; dil, bilim, matematik, tarih ve psikoloji boyutlarıyla bütüncül bir mucizedir. 14 asırdır değişmeden kalması, milyonlarca insanın ezberlemesi ve her okunduğunda yeni anlam katmanları açığa çıkarması da ayrı bir mucize olarak görülür.

“Bu Kur’ân, kendisinden öncekileri tasdik eden ve her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren ve rahmet müjdesi veren bir kitaptır.” (Yûnus Suresi, 57)

Bu mucizeler karşısında insanın söyleyebileceği tek şey vardır:
“Rabbimiz! Sen her şeyi hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin.” (Âl-i İmrân, 193)