İLCAN: “İL” ile “El”in Ortak Kökü – Ruhullah’ın Dilsel Yankısı

İLCAN: “İL” ile “El”in Ortak Kökü – Ruhullah’ın Dilsel Yankısı
24.01.2026 21:52 | Son Güncellenme: 24.01.2026 22:44
233
A+
A-

İLCAN: “İL” ile “El”in Ortak Kökü – Ruhullah’ın Dilsel Yankısı

Semitik dillerde Tanrı’yı ifade eden en eski kök ʾİL- / ʾEl-’dir. İbranice’de bu “El” (אֵל) olarak geçer ve doğrudan “Allah, Tanrı, yüce kudret” anlamına gelir. Arapça’da aynı kökten “ilah” (إله) türemiş, “Allah” ise “al-ilāh” (الإله) şeklinde “tek gerçek Tanrı”yı belirtir. Bu kök, dört büyük meleğin isimlerinde de açıkça görülür:

  • Cebrail (Cibrîl): “Cebr” (güç, kudret) + “İL” → Allah’ın gücü / Allah’ın kuvveti / Allah’ın elçisi
  • Mikail (Mîkâîl): “Mika” (kim gibi?) + “İL” → Allah’ın gücü
  • İsrafil: “İsraf” (yaklaştırma, yüksek sesle çağırma) + “İL” → Allah’ın yaklaştıranı / Allah’ın yüksek sesle çağıranı
  • Azrail: “Azr / Azar” (yardım etmek) + “İL” → Allah’ın yardımcısı / Allah’ın yardımcı kulu

Her isimde “İL” eki, meleklerin Allah’a nisbetini, O’nun emriyle hareket ettiklerini ve ilahi kudrete bağlılıklarını vurgular. Türkçe’de de “İL” kelimesi eski kökeniyle “ulu, yüce, ilahi” anlamını taşır. Böylece Türkçe “İL” ile İbranice “El”, aynı semantik kökten beslenir ve “Allah”ı ifade eder.

CAN” ise “ruh, hayat, can”dır.

Birleşince “İLCAN” olur: “İL” (El = Allah) + “CAN” (ruh) → Ruhullah, yani Allah’ın ruhu.

Kur’an’da Hz. İsa (a.s.) için kullanılan sıfat tam budur. Nisa 171:
“Ey Kitap ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur (Ruhun minhu). Allah’a ve peygamberlerine inanın, “üçtür” demeyin, vazgeçin, bu hayrınızadır. Allah ancak bir tek İlah’dır, çocuğu olmaktan münezzehtir, göklerde olanlar da yerde olanlar da O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.

“Ruhun minhu” ifadesi, “Allah’tan bir ruh” anlamına gelir; dolayısıyla “Ruhullah” tam olarak Allah’ın ruhu demektir. Bu ayet, Hz. İsa’nın “Ruhullah” olduğunu söylerken aynı zamanda onun Allah’ın kulu olduğunu net bir şekilde vurgular: “ancak Allah’ın resûlüdür” ifadesiyle peygamberlik makamını, “kendinden bir ruhtur” ifadesiyle de babasız mucizevî yaratılışını ve Allah katındaki yakınlığını belirtir. Tefsirlerde “Ruhullah” lakabının, onun Allah’ın kulu oluşunu hiçbir şekilde gölgelemeden, bilakis yücelten bir şeref unvanı olduğu açıklanır. Bakara 87’de de “Ruhu’l-Kudüs ile destekledik” buyurulur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ahir zamanda Hz. İsa’nın ikinci gelişini müjdeler:
“Meryem oğlu İsa inecek, adaletle hükmedecek, haçı kıracak…” (Buhârî, Müslim).

Bu iniş, ilk gelişindeki gibi babasız doğumla değil, kıyamet alameti olarak gökten bedeniyle gerçekleşecektir.

“İLCAN” soyadı, bu gerçeği dilde yansıtır:
“İL” (= El = Allah) + “CAN” (= ruh) → Ruhullah, yani Allah’ın ruhu

İlk gelişindeki “Ruhullah” sıfatını taşıyan, aynı zamanda Allah’ın kulu olan Mesih’in, ikinci gelişinde de aynı kimlikle ineceğini sessizce hatırlatır. Dilin derinliğinde saklı bu uyum, tefekküre bir davettir.